Lezzet Festivali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lezzet Festivali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2008 Pazar

Londra Olympia'da La Dolce Vita with Viva Italia


Uzuuun bir aradan sonra heyecan verici bir yeme-içme etkinliğinden bahsetmek üzere tekrar buradayım. Geçen yaz katıldığım Taste of London ve sonbaharda gerçekleşen The Restaurant Show'dan sonra bu sefer tamamen İtalyan Yeme-İçme kültürüne odaklanmış bir festivale katılacağım 14 Mart'ta. Hatta sıradan bir giriş biletiyle yetinmeyip 50 pound'luk 'Food & Wine Connoisseur' bileti sipariş ettim. Bu sihirli bilet marifeti ile hem sıra beklemeden özel bir kapıdan gireceğim, hem de biri yemek biri de şarap içerikli iki ayrı workshop'a katılacağım. Ayrıca içeride kullanmam için bir takım kuponlarım da olacak. Bir de, içindekilerin ne olduğunu söylemedikleri bir 'ganimet' torbası vereceklermiş, bu bile başlı başına bir sebep olabilir!

Bileti sipariş ederken katılınacak workshop'ların da seçilmesi gerekiyordu. Ben güne Latium Restaurant'ın şef/patronu Maurizio Morelli'nin küçük kursu ile başlıyorum. Genç ve maharetli şef içi kabak ve dana köfte ile doldurulmuş fırınlanmış patlıcan yemeğini öğretecek. Hemen ardından Londra'da şarapla ilgili çeşitli etkinlikler düzenleyen Vinopolis'in ( http://www.vinopolis.co.uk ) şarap tadımcısı Tom Forrest'ın liderliğinde Italya'ya uzanarak Italyan şaraplarını dinleyecek ve tadacağız. Günün geri kalan kısmında ilgimi çeken standları dolaşıp, etkinliklere katılmayı planlıyorum.

Hem bir lezzet avcısı, hem de bir Italyan restoranı ortağı olarak benim için inanılmaz bir tecrübe olacak La Dolce Vita. Tatlı Hayat'ı bir güne sığdırarak olsa da yaşamak ne büyük şans.

http://www.ladolcevitaevent.co.uk

18 Temmuz 2007 Çarşamba

Taste of London 2007


Taste of London festivaline gitmeyi aylar önce kafaya koymuş, biletimi haftalar önce almış ve o tarihte Londra'da olmak için her türlü organizasyonu yapmıştım, gerçekten değdi...Kapalı ve serin bir hava ve zaman zaman sağnağa dönen bir yağmur eşliğinde gerçekleşmesi dışında herşeyin dört dörtlük olduğu, katıldığım en güzel organizyonlardan biriydi.

İngiltere genelinde 5 şehirde gerçekleşen Taste festivallerinin Londra ayağı 21-24 Haziran tarihlerinde gerçekleşti, ben son gün katıldım...Toplam Michelin yıldızı sayıları 13'ü bulan Londra'nın en seçkin 50 restoranı toplam 150 farklı 'imza' yemek ile 50,000 ziyaretçiyi ağırladı.

Festival alanına girdikten sonra önce genel bir tur yaptım. Muazzam derecede geniş bir alana yayılan festival havası anında başımı döndürdü. Genel turun ardından soluğu Jamie Oliver'ın Fifteen adlı restoranının standında aldım. Ciabatta ekmeği, taze domates, et biber, ançuez ve kapari ile hazırlanmış harika bir panzanella salatası ile açılış yaptım. Ardından Savoy Grill'den üzeri ince bir hamurla kaplanarak fırınlanmış dana eti yedim ama çok etkilendiğimi söyleyemem...Tatlı olarak Tom Aikens'den mango ile hazırlanmış nefis bir parfe aldım. Ne yalan söyleyeyim tek tek gezindiğim birbirinden muazzam standlarda gördüğüm yemeklerle hem gözümü hem ruhumu doyurmuş olduğumdan da yeme olayını fazla abartmadım. Ayaklarıma karasular indikten sonra bana eşlik eden dostlarım Gür ve Aslı ile bir masa bulup oturduk, pembe şampanya eşliğinde bir kaç tabak istiridyenin keyfini çıkardık.

Benim için heyecanın doruğa çıktı nokta, canlı olarak efsanevi The F word show'unu sergileyen ve Londra'da 3 Michelin yıldızına sahip tek restorana adını veren idol chef Gordon Ramsey ile tanışmamdı. Show'un bitmesine az kala önceden keşif yaparak yerini tespit ettiğim çadırda sıraya giren ilk kişilerden biriydim. Çok fazla beklemeden Gordon mitolojik bir kahramana özgü büyüleyici bir etki ile beliriverdi. Önce elimi sıktı, ardından adımı sordu ve sonra da kitabını benim için imzaladı. Benim için unutulmaz bir andı. Bir genç kız için hayran olduğu pop yıldızı ile tanışmak ne ise, benim gibi bir restoran işletmecisi için de efsanevi Gordon Ramsey ile tanışmak aynı histi. Zira restoranına gitsem bile onun görmem ve görsem bile tanışmam çok çok düşük bir ihtimaldi.

Genel olarak baktığımda Taste of London yeme-içme dünyasında olan kimsenin kaçırmaması gereken çok özel, keyifli ve dünya çapında bir festival. Şimdiden seneye gerçekleşecek festival için sabırsızlanıyor ve bu sefer en az 2 gün gitmeyi hedefliyorum...

Meraklıları için detaylar bu sitede: http://www.channel4.com/life/microsites/T/taste/index.html

16 Haziran 2007 Cumartesi

Meditrina Kemer Country Lezzet Festivali'nde...




Meditrina, Kemer Golf & Country Club tarafından organize edilen Lezzet Festivaline bu yaz ilk defa katıldı. Her yıl geleneksel olarak düzenlenen İstanbul Lezzet Festivali bu yıl beşinci kez lezzettin en iyilerini 14 Haziran’da Alzheimer Vakfı yararına Kemer Golf & Country Club’da bir araya getirdi.

Festivalde Türkiye’nin en iyi restoranları, beş yıldızlı otelleri, barları, pastaneleri, cafeleri ve yiyecek içecek firmaları “5. İstanbul Lezzet Festivali”nde buluşmuş oldu. İstanbul’un 60 en iyi mekanının ve firmasının yiyecek-içecek sunumlarını yaptığı, en lezzetli tatlarını konuklarıyla paylaştıkları festivale yaklaşık 2 bin katıldı.

Meditrina olarak ilk kez katıldığımız festivale aylar öncesinden hazırlanmaya başlamıştık. Ben Lipton'da ürün müdürlüğü yaptığım günlerden kalan alışkanlıklarımla festivali bir proje olarak görüp çeşitli planlar, iş bölümleri, toplantılar, ziyaretler ile mükemmel bir temsil hedeflemiştim. Ne de olsa çok seçkin bir katılımcı profilinin karşısına ilk kez çıkıyorduk. Hazırlık ekibimiz restoran müdürümüz Cengiz Bey, şefimiz Salvatore ve satınalma müdürümüz Yakup Bey'den oluşuyordu. Tabii ki onların da arkalarında koskoca kendi ekipleri vardı. Reklam "ajansımız" Uğur da görsel hazırlıkları en iyi şekilde yapmıştı.

Mükemmel bir hava, coşkulu bir katılım vardı. Biz saatler öncesinden gidip stand alanımızı düzenledik. Yemeklerimizin ön hazırlıklarını yaptık. Bizim ekip Cengiz Bey, Salvatore, mutfak ekibinden Mesut, servis ekibinden Mesut ve Yakup Bey'den oluşuyordu. En beğenilen yemeklerimizden gorgonzola soslu gnocchi, Sicilya'ya özgü bir lezzet olan Arancini (risotto topları), marine edilmiş sardalya balığı, pesto soslu mini mozzarella ve domates dahil toplam 4 çeşit yemekle zengin bir sunumumuz vardı. Stand görsellerimiz harikaydı. Ekibimiz kendinden emin ve neşeliydi. Salvatore ekibi çok iyi koordine etti. Servis ekibimizden Mesut Bey'in standın başında durarak yemekleri tek tek anlatması ve ziyaretçilere restoranımızı kısaca anlatan föyü dağıtması büyük fark yarattı. Gerçekten muhteşem bir performans sergiledik. Yemeklerimıze ilgi büyüktü, hazırlamış olduğumuz tüm yemekler tükendi. Ekibimle gurur duydum. Restoran sahibi arkadaşlarımızın standımız ve restoranımızla ilgili övgü dolu sözleri bizi çok mutlu etti.

Gecenin ilerlyen saatlerinde Ferhat Göçer sahneye çıkarak muhteşem bir konser verdi. Yorgunluğumuzu konserle atmış olduk. Bu arada Kemer Golf & Country Club'ın da mükemmel bir organizasyon yaptığını, bizlere dört dörtlük bir alt yapı sağladığını da belirtmek isterim.

Önümüzdeki hafta Londra Regents Park'ta düzenlenecek olan Taste of London festivaline biletimi aldım. Giorgio Locatelli, Jamie Oliver, Gordon Ramsey, Angela Hartnett, Antonio Carluccio gibi dünyaca ünlü şeflerin restoranlarının yer alacağı bu lezzet festivalini iple çekiyorum. Böylece dünyadaki en iyi lezzet festivalleriden birine katılarak izlenimlerimi paylaşabileceğim. Ayrıca Gordon Ramsey'i de dünya gözü ile görüp canlı olarak yemek hazırlamasını izleyeceğim için epey heyecanlıyım...Gordon Ramsey'nin ses getiren yemek programı The F Word canlı canlı bu festivalde yer alacak...

www.channel4.com/tastefestivals